İçimizdeki Pisliği Gülüşlerimizle Örttük

Yüreğinden gidecek tüm irinleri bir bez ile silebilirsen ne mutlu sana. İçine bulaşmış kiri tükürüğünle temizleyebilirsen ne mutlu ve kutlu sana.

Canlı olamadık bir türlü, çağırdım tüm yaratıkların kabile başkanını canlı olamadık üzgünüm. Basit olan şu doğada yaşamayı bile bilmeyen bir yaratığız sadece. Güzellikleri kullanmak yerine yağmalayanız, bir nevi vandalız ya da mandal.

Çocukları öldürdük, tecavüz ettik. Bilinçlerimiz dağıldı.

Kadın dedik laf ettik, dövdük sövdük itaat etmesini bekledik. Kırbaç eskidi ama sopalarımız her zaman klasik. Sevişmek isteyen karımıza isteğinden dolayı oruspu dedik. Camdan attık. Hatta kendimizi zikrimizi ve fikrimizi aşarak kadını sattık para için sadece para.

Erkek dedik güçlü dedik. Gücünü kullanabilecek bir hayvana benzettik. Üzerine demir yükledik, taş yükledik. Dışarıya saldık, şu canavarlaşan dışarıya. Bir birlerini dövdüler, saldırdılar çünkü anlamları güçtü bunu sergilemek gerekirdi. Eve ekmek getirmeyince anasını belledik. Bıraktık, aldattık daha güçlü kollarda inleme moduna geçtik.

Irk dedik ayırdık, ülke dedik ayırdık, millet dedik yine ayırdık. Mezhep dedik, ideoloji dedik, düşünce dedik, siyah dedik, beyaz dedik, şarkı dedik, dil dedik ayırdık. İnsan bile dedik yine ayırdık kendimizi hayvanlardan. Bok deseydik onu da ayıracaktık.

Ne oldu ayırdıkta hepimiz öldük hepimiz. Sadece ikinci dünya savaşında otuzbeş milyon insan öldürdük. Evet biz yaptık sen ben şu duvara yaslanan ve bu namaz kılan biz yaptık hepimiz öldürdük. Acımadık kim geldiyse önümüze sövdük, işkence eyledik. Caniydik canileşmiştik. Bir şeyleri yok etmemiz için birileri bize para veriyordu çünkü. Öyle canileşmiştik ki, ölüye tecavüz ettik, vücudunu erittik. Memelerini kestik. Canlı yakaladık sen misin canlı yakalanan oracıkta öldürdük. Ama öyle basit değil. Tırnaklarını çektik, dişlerini çektik oda yetmedi anasına karısına kızına gözlerinin önünde tecavüz ettik.

Birileri de durmadan köşelerinden bizlere yazı yazdı. Açık açık sizler aptalsınız dedi biz de yedik. Geri zekalıydık ya biz okumamıştık ya bir cingöz, fırlama çıkıp bize durmadan bir şeyler söyledi bizde o doğrusunu bilir öyledir dedik. Susun dedi bak bunlar bizi koruyanlar, sustuk. Öyle korkmuştuk ki. Bir dönem kim önüne gelse asan adamlarla karşılaştık. Birileri abd’den ‘’ne oluyor ülkede’’ diye sorunca ‘’merak etmeyin efendim bizim çocuklarımız, endişelenmeye gerek yok’’ diyebilecekti. Biz çünkü içimizde bok barındıran o yüce insanlardık. Biri bize karışmasın kim kimi bellemişse umurumuzda olmayacaktı. Neden umurumuzda olacaktı ki onlar kimdi onlar yük olan ötekilerdi.

Hepimiz o dönemden paranoid düşüncelerle yozlaştığımız dünyada yer edinmeye çalıştık. Alan kaygısı yaşadık çünkü. Her yer ele geçirilmişti. Çocuğumuzu alıp yeşil bir alanda oynayamadık. Fabrikalar, onlu yirmili binalar tepemizde yükseliyordu. Hep bize kötünün iyiliğini anlattılar. Bizde hop yuttuk sineği.

Kayışı kopardık…

(Sahne cc.)

Hoş geldin Deccal.

Hoş gördük insanoğlu insan. İsa nerde?

Yakında gelir. Önceden konuştuğumuz gibi. İsa’nın saldırılarına başta cevap vermeyeceksin. Yumruklar insin yüzüne. İnsanları şu döneme kadar oyaladık. Bir gün İsa gelip onları kurtaracak diye. Şimdi ilk gösteride İsa’yı devirirsen olmaz.

Sonrasında alırsın canını.

Tamam.

(dünya yıkılır, başka bir gezegende görüşmek üzere)

~ tarafından mahmutpakdemir 18/07/2010.

Bir Yanıt to “İçimizdeki Pisliği Gülüşlerimizle Örttük”

  1. GÜZEL BİR KONUYA DEĞİNMSİN İNSANLIK ADINA…

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.