HEBAVEBAGİLLERDENSANCILANMALAR-IV
Bazı şeylerin geriye dönmeyeceğini farkına vardığında iş işten geçmişti. Geri getirmek adına değil de beklide bir şeyleri onarmak adına girişimlerde bulunabilirdi. Bir siyasetçi gibi hızlı ve zeki olmak zorundaydı. Hani bir yara oluşur ve o yarayı iyileştirir ama o yaranın izi kalır gibi bir şeyler.
Çok olmuştu aranmayalı önemsenmeyeli ve kıskanılmayalı. Vebanın onu kıskanması benliğini ortaya çıkartıyor kendini bulabiliyordu. Elbette ki bunu duyacak olanlar sağlıklı bulmayacaktı ama o bir kadındı ve özünde sorguladığında her kadının bilinç altına inebilme olasılığını çok iyi düşüne biliyordu.
Bunları geçtikten sonra heba ne idi. Cevabı belliydi: Veba.
‘’Veba neden tenimde değilsin içimde dolaşan kanım, içimde dolaşan bir can…’’
Kabul etmişti Heba çocuk isteğini ama kırmıştı Veba’yı. Sertti geri dönüşü olmaz yolları severdi. Eğer yok derse yoktu. Bitti ise bitti idi. Bunu nasıl geriye döndürebilirdi bilmiyordu. Ama bir şeyler yapması gerekiyordu ve kendini dışarı attı.
Veba’nın bir arkadaşı onun kendisinde kaldığını söylemişti. Soluğu Veba’nın yanında aldı. Kapıyı çaldı ve kapı açıldı. Veba Heba’yı gördüğünden dolayı çok şaşırmıştı. Kafasında bitirmişti ama gönlünde bitmeyen bir sancıydı. Nasıl bitirebilirdi ki onu o bitmeyen bir suydu. Temiz duru, daha fethedilmemiş bir orman gibi. Her yerinde başka bir güzellik her yerinde başka ihtişam söz konusuydu.
Kapıda beliren veba’nın kollarına atıldı. Sıkıca sardı, gitmemesi için, ondan çıkmaması için yıllarca o şekilde kalabilirdi. Veba’nın yanaklarından gözlerinde alnından neresi denk geldiyse hızlı hızlı öpüyordu Heba. Veba ellerinden tuttu ve onu koltuğa oturttu sakinleşmesini ve orda olduğunu bir yere gitmediğini belirtti.
Konuşamıyordu Heba kırdığı bir şeyi tekrar incitir diye korkuyordu. Onun konuşmasını bekledi. Veba konuşmayınca:
Heba- yanına gelebilir miyim?
Veba- tabi ki
Heba Veba’nın yanına gitti ve uzandı
Heba- gözlerinin içine bakarak bana bir çocuk ver.
Veba- nasıl olur ama sen hani
Heba- sus sadece
diyerek dudaklarında öptü.
Gece sabaha doğru saat dörttü. Veba’nın uyuduğunu gören Heba kalktı biraz su içtikten sonra kendisine bir kahve yaptı ve masada duran yazıya gözü ilişince yazıyı okumaya koyuldu. Bu çokta müdahil olmadığı Veba’nın belirsiz yanıydı. Veba sürekli yazı yazar ve bunun kendisini rahatlattığını söylerdi.
Münhal Kadlama ve Karyolanın İçindeki Çamaşırlar
İkili ilişkilerde durduk yere yorum yapan kadınlar ve erkekler.
Anlamaya çalıştıkları kontrol etme arzusunun bir edimi. Bir insanın kodlarını öğrenme çabası her zaman doğuşumuzdan ötekinin tarlasından atılma kırılması ile başlar. Bunun sebebi bir zamanlar sadece kendisinin olduğu tarladan birinin, onun tehlikeli olabileceğini düşündüğü anda kovması ile ilk gerçekleşmiştir. O artık büyümüş ve korkutucu hale gelmiştir. Öteki onun daha fazla güç kazanmasına fırsat vermeden tarladan kovmuş ve o da bunun açtığı boşlukla ve gelecekte bütün oluşacak durumların bu boşluğa itilmesine sebep sunmaktadır. Aslanların yaşamlarında erkek aslanın sahip olduğu klanda başka bir yavru erkeğin doğmasından itibaren ona uyguladığı tavırla aynı kapıya çıkacaktır. Daha yavru erkek aslan büyümeden büyük klan lideri erkek aslan onu öldürme girişimlerine girecek ve klandan uzaklaştırır. Bu aslında yapışının nedeni bir zamanlar onunda asıl sahip olduğu anne memesi ve bütün olanaklardan kovulmasından ibarettir. Şimdi onun sırasıdır ve kendi hakimiyetini kimseye kaptırmayacaktır ancak gücü kuvveti yerinde olduğu sürece bu mevcut olacaktır ve itilen kovulan yavru erkek aslanda aynı muameleyi eğer bir klanı olursa şayet orda uygulayacaktır.
İnsanlarda bu kısmi bu şekilde işler. Ancak insanoğlunda bu kadar zalim değildir. Anne memesinden beslenen insanoğlu bir zaman sonra o memenin sadece kendine ait olmadığını anlayacak ve o anda narsistik bir kırılma yaşayacak ve boşluğa itildiğini anlayacaktır. Bu kahredici mahvedici durumun ortaya çıkışını sağlayacaktır. Bir süre sonra kişi bu açılan boşluğu tamamlamak için hep yeni bir nesne arayacak ve bu nesne hiçbir zaman arzulanan ideal nesnenin tamamı olmayacaktır. Kişi bununla beraber tekrar eski narsistik yaralanmasında kıvrılmaya ve kendini bu durumun çaresizliğine kaptırıp tekrarından kaynaklı kurtuluşunun olmadığına inanacaktır. Ancak hiçbir zaman pes etmeyecek ve o ideali yakalamak ya da boşluğu tekrardan tamamlamak için çabalayacaktır. Acaba diyorum bu tanrının cenneti ile ilgilide olabilir mi? Cennetten kovulan Âdem oğlunun her zaman o cennete gitmek için günde beş vakit namaz, haç, zekat ve daha bir çok mükafat vererek o ideali yerine getirme, boşluğu doldurma çabasından vazgeçmeyişi bunun en büyük kanaati değil midir?
Doktorunda dediği gibi yapılan her eylemin dibi kazınmalı ve asıl amaç bilinmelidir. Önemli olan ve kişiyi tam yansıtan durumda budur. Eğer ki salt kişinin yüzeysel düzlemde sergilediği, sarf ettiği sözcükler bir yanılsama olacak ve karşıdakini anlamayacağımızı bilmemiz gerekecektir. Husus bundan ötürü bir kadının bir çocuk istemeyişi aslında ‘’baba’’sının arzulanan kadını olma çabasıdır. Çocuk gayri ihtiyari olacak olursa ‘’baba’’ buna çok kızacak ve onu bir kadından daha başka şey olarak görecektir.
Eğer bir kişinin diğerinin buyruklarına kabul edişi kazandığı alanın geri verilmemesi az çok doldurulan boşluğun geri kalanını tamamlamak adına politik bir duruş sergilemektir. Bu düşünce hakim olanın beyninde dolaşmaktadır. Atılan her adımda susmak birazda günah çıkartmak adına olduğunu hakim olanın bilmesi gerekir. Altta yatan neden ve nedenler bu kadar basit değil ve bundan dolayı öğrenilmek gerekmektedir. Öncesinde yapılan ve yapılmakta olan azap doldurma olabileceğinden her an buyruk altında tekmil duran kişinin kaçışının çok kolay olacağını, mutlak ve mutlak kişinin asıl amacına inilip yanlış bir şeyler sergilemesi adına ona herkeste bu boşluğun oluştuğu ve herkesin eksik olduğunun söylenmesi gerekmektedir. Bu devletler içinde geçerlidir. Ne zamanki devlet adı altında işlenilen gayri meşru kanunsuzluklar devlet tarafından kabul edildi ve özür dilendi kişi o zaman travmasını yeniden şekillendirecek ve bunu daha durumuna uygun bir yasla atlatacaktır.
Eğer ki bir tehdit ortada varsa bu kesinlikle kişinin çaresizliğini yansıtan durumdur. Bu ünlü bir savaş kahramanın söylediği sözle aynı anlamı taşımaktadır. Kahramanımız ‘’düşmanınız hangi silahı kullanıyorsa sizde aynı silahı kullanın’’ demiştir. Bunun sebebi kullanılan silah aslında kişinin en çok korktuğu ve asıl kendisine zarar verebilecek silahın o olduğunu bildiğinden dolayı kullanır.
Sabah olduğunu gören Heba tekrar Veba’nın yanına uzanarak uyumaya başladı…
